Çalıkuşu

     Çalıkuşu romanı Reşat Nuri Güntekin tarafından yazılmıştır.

     Çok yaramaz olsa da çok sevilen ve güzelliğiyle nam salmış Feride, yakışıklılığı dillere destan, hekimliğinde zekasını konuşturan kibar ve nazik Kamran, Feride’nin en zor anında yanında olan iyi kalpli, yardımsever Doktor Hayrullah, Feride’nin yalnızlığına engel olan ama yaşamı uzun sürmeyen, sarışın, beyaz tenli, tatlı kız Munise, Feride’nin en değerli akrabalarından ve aynı zamanda yakın dostu olan teyzesinin kızı Müjgan…

     Hikaye çok güzel bir biçimde anlatılmış. Bence Feride’nin yazdığı günlük de ayrı bir hava katmış.
     Ben bu kitabı okumadan önce hepinizin en az bir kez gördüğü Çalıkuşu dizisini izlemiştim. Ama ondan sonra hikayenin aslını kitaptan okuyunca dizi ile ilgili hayal kırıklığına uğradım. Kitapta olan ama dizide olmayan özellikle Doktor Hayrullah, Munise’nin hayat hikayesi gibi birçok şey es geçilmiş. Özellikle de dizinin son bölümü kesinlikle çok hızlı ve yetersizdi bana göre.
     Kitabın beğendiğim birkaç cümlesini size de göstermek istiyorum. “ İçinde çok acı saatler geçirmiş olmama rağmen küçük odamdan adeta hüzünle ayrıldım. Mektepte bize bir şiir ezberletmişlerdi. İnsan, yaşadığı yerlerde beraber bulunduğu insanlara görünmez ince tellerle bağlanırmış; ayrılık vaktinde bu bağlar gerilmeye, kopan keman telleri gibi acı sesler çıkarmaya başlar, her birinin gönlümüzden kopup ayrılması, bir ayrı sızı uyandırırmış. Bunu yazan şair ne kadar haklıymış!” İnsanın sevdiği insanlardan vazgeçerken ne kadar canının yandığını çok güzel anlatmış bu birkaç cümle.
     Çalıkuşu, sabrın, emeğin, zorluklara karşı mücadele etmenin romanı. Aynı zamanda insanın idealleri uğruna birçok şeyden vazgeçebileceği anlatılmış. Romanın birkaç sayfada bir yaşattığı duygu farklılıkları (bir an gülerken, bir an ağlamak) iyice beni içine çekti.
     Hele öyle sözler var ki kitapta sizi sizden alıp derin düşüncelere doğru giden bir uçağa bindiriyor. Bunlardan biri de “Derler ki aşk birine seni yok etme kudreti verip, bunu kullanmama hususunda ona itimat etmekmiş.”
     Son olarak söylemek gerekirse bu roman umutsuzlara umut ışığı, yalnızlara dost, sevgisizlere ise sevgi veriyor. Herkese önerebileceğim bu kitap bana aşkın gücünü, bir şeyin olacağı varsa, ne yaparsan yap yine de olacağını öğretti. En önemlisi ise başkaları üzülürken üzülüp, sevinirken de sevinmeyi…

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar