Şansa Bak


     Merhaba. Hazır bayram tatili hemen bir film daha izleyeyim dedim. Tabi ki sonrasında da başladım yazımı yazmaya. Bu filmimiz de fantastik bir film. Yaşasın fantastik filmler! İzlemeden önce filmin fotoğrafına da bakmanızı öneririm. Benim çok hoşuma gitti. Gerçekten filme uygun ve yaratıcı olmuş. Bu arada fantastik dediysem öyle cadılar, büyücüler, ejderhalar falan yok. Filmde gerçek hayatta olamayacak kadar şanslı ve şanssız iki kişi var. Bu yüzden fantastiğe girmiş. (Haklı da sayılırlar. İnsan izlerken yok artık, bu kadar da olmaz diyor.)

     Ve sıra geldi konusuna. Az önce de dediğim gibi, bence dünyanın en şanslı insanı olan Ashley (Gerçekten öyle, bir elini kaldırıyor en az 5 taksi duruyor, yağmur yağıyorsa o dışarı çıkınca duruyor, kazı kazan kartlarında ise hiç kaybetmiyor, her zaman onun için boş bir asansör oluyor.) ve birçok insanın sorunu olan şanssızlığı doruklarda yaşayan Jake. (Ashley ne kadar şanslı ise Jake de o kadar şanssız. Yağmur onun her zaman başında, kazalar gitmek bilmiyor, yağmurda yoldan geçen arabaların zulmüne uğruyor. Başına aklınıza gelen tüm şanssızlıklar geliyor yani.) Ve bir gün bu ikili kendilerini çok anormal bir şekilde bir maskeli baloda karşılaşıyorlar ve öpüşüyorlar. (Evet daha birbirlerinin isimlerini bile bilmiyorlar.) Daha sonrasında ise şansları birbirine geçiyor. Ashley ilk kez şanssızlığı, Jack ise şansı tadıyor. Sonrasında ise karmaşa başlıyor.
     Evet. Konu baya uzun oldu. Film genel olarak böyle. Pişmanlık duymazsınız diye düşünüyorum. Ha bu arada ben şimdiden uyarayım başlarda kıza çok sinir olacaksınız büyük ihtimalle. Çünkü o kadar şanslı olduğu halde ‘Yoo ben şanslı değilim.’ Diyor. Ben içimden ağzına bir tane çarptım. Aynı çok zayıf birinin gelip de ben kiloluyum demesi gibi. Neyse sakinim. Ben beğendim, siz de izlerseniz yorum atın lütfen, film hakkında konuşmak isteyenler de bana mail adresimden ya da buradan ulaşabilirsiniz. Keyifli seyirler…

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar